29 Haziran 2009 Pazartesi

Cebinizde 1 Milyar Dolar!

Kendinizi cebinize 1 milyar dolar konmuş bir casus olarak hayal edin ve bir ülke seçin. Bu ülkeyi faizli borca bağlamak için ülkenin öz kaynaklarını kendi ülkeniz için nasıl kullanırsınız?

1) Öncelikle öğrenmeniz gereken izm'e bir göz atalım;

Emperyalizm, bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır.

Çeşitli kaynaklar emperyalizmi aşağıdaki şekillerde tanımlar;
  • Bir ulusun başka bir ulusu vergiye bağlaması.
  • Bir ulusun başka bir ulusu topraklarındaki kaynaklarından yararlanması.
  • Bir ülkenin başka bir ülkeyi kendi kültürünü yayması ve oranın halkını köle olarak kullanması.
2) Yapılması gerekenler;
  • Mesela ülkede haşhaş üretimi varsa ve ülke bundan para kazanıyorsa haşhaş üretimini durdurması için sadece 2,5 milyon Dolar "cep harçlığı" kredi verirdim. İleride faiziyle paramızı hem geri alırdık (borçlandırırdım), hem de bu ülkenin haşhaş gelirini yok ederdim (Bir rakam: Afganistan’dan her yıl 200 milyar Dolar'lık üretiliyor).
  • Tütüne kota getirtirdim, 15 yıl önce aynı büyüklükteki tarladan 7.500 TL kazanan çiftçi, 17 yıl sonra aynı büyüklükteki tarladan 100 TL kazansın ki tütün yetiştirmeyi bıraksın (google'da ara).
  • Zeytinciliğiyle ünlü bölgesi varsa bu ülkenin, kendi ülkelerinde siyanürle altın çıkarması yasak olan firmaları buraya getirirdim. "Maden bulduk" diye ruhsat aldırırdım, bölgede 300-400 bin ton siyanür kullandırır, 100 bin ton siyanürü de havaya karıştırtırdım. Bitki örtüsü zamanla siyanürlü yağmurlarla yıkanır, zeytinin kalitesi düşer, fiyatlar düşer, zeytin üreticileri zeytin ağacı bulunan tarlaları villa arazilerine dönüştürür, zaman içinde de bunlara yavaş yavaş iskan verilir olur biter. Ülkeye bunun ekonomi için çok iyi gazını verirsin; mesela 2006 da 8 ton altın çıkartılmış olsun, devlete 200 milyon Dolarl'ık getirisi olsun. Kimse 200 milyon Dolar'a devletin boğazda sadece bir villa alabileceği ile ilgilenmez.
  • Özelleştirmenin iyi birşey olduğunu gazetecilere pohpohlamak için çeşitli aktiviteler sağlardım. Zaten gazeteciler ve borsadan para kazanabileceğini sanan zavallı "küçük" zenginlerde sizin için çalışır, ülkeyi yönetenlerin bile aklını çeler, ülkelerini yabancı sermayeye peşkeş çekip kendi ceplerini doldurduğunu sanarak sizin için çalışırlar.
Bu seçenekler arttırıbilir ama gerisini size bırakıyorum. Okuduğunuz her haber ile buradaki şıkları kendiniz arttırın.

Para mı? 1 milyar Dolar'ın %70'i hala cebinizde daha neler neler yaparsınız? Devam, devam...

29 Haziran 1971'de Nixon'un cep harçlığı vaadiyle haşhaş ekimi yasaklandı. 2,5 milyon Dolar kredi. Bu para ABD'den hiç gelmedi! 1973'de Ecevit yasağı kaldırdı. 1979'da Midnight Express çekildi. 1980'de darbe oldu!

27 Haziran 2009 Cumartesi

Mahkum zombi

Kimi seçme dans grubuna taş çıkaracak performansları ile CPDRC (Cebu Bölgesi Hapis ve Rehabilitasyon Merkezi) sakinleri tarafından yapılan rehabilitasyon çalışmaları merkezin müdürü Byron Garcia tarafından görüntülenerek bir video paylaşım sitesinde yayınlanıyor. Michael Jackson'a bir selam da 1500 kişilik zombi ordusuyla canlandırılan Thriller ile onlardan yolluyoruz.

26 Haziran 2009 Cuma

Efsanevi Pop Şarkıcısı Michael Jackson hayatını kaybetti!

1979 yılında, "Dergi kapaklarında siyah sanatçılar olunca dergiler fazla satmıyor diyorlar bana hep, ama göreceksiniz, bir gün bunu diyen dergi yöneticileri bana diz çöküp yalvaracaklar bir röportaj için" diyen sanatçı, şöhret olduğundaki büyük kaprisinin tohumlarını atmıştı belkide.

1982 yılında Thriller albümüyle hayatında dönüm noktası oldu. Artık Michael Jackson dünya çapında efsaneleşme yolunda bir pop şarkıcısıydı.

Jackson ileriki yıllarda, ünlü bir dünya starı olarak, çok daha fazla ses getirecek sosyal sorumluluk ve insani yardım projelerini hayata geçirecekti. Bunlardan en önemlisi, USA For Africa kampanyası çerçevesinde, özellikle Doğu Afrika'da açlık sınırında ve yardıma muhtaç bir şekilde yaşayan insanlar için, Lionel Richie ile birlikte yazdığı "We Are the World" parçasıydı. Dünya çapında en çok satış rakamına sahip tekli olma özelliğini hala taşıyan şarkı, Stevie Wonder, Tina Turner, Diana Ross, Ray Charles, Cindy Lauper, Bob Dylan, Bruce Springsteen gibi ünlülerin de aralarında bulunduğu 40'dan fazla popüler sanatçı tarafından seslendirildi. Bu başarının ardından, We Are The World'le Richie ve Jackson, Yılın Şarkısı dalında Grammy Ödülü'nü almaya hak kazandı.

Heal the World Foundation adı altında bir fon kurdu. Fonun amacı, çocukların daha iyi ve eşit yaşam koşullarına sahip şekilde büyümesini, yaşadıkları topluma faydalı hale gelmesini sağlamaktı. Kuruluşun faaliyet merkezi Kaliforniya civarında, Santa Ynez'di ve yardıma muhtaç çocuklar, ünlü yıldızın Neverland çiftliğindeki oyun alanlarından yararlanıyordu. Jackson bu fon için 3.5 milyon kişiye 67 tane konser verdi. Konserlerin tüm gelirleri bu fona yatırıldı.



"Earth Song" ta "Paylaştığımız şu Dünya, uzayda gezen bir kaya parçası değildir. Yaşayan canlı bir varlıktır. Bizi korur ve korunmayı da hak eder" söyleminin arkasında duran Michael Jackson, bu sefer kendisiyle röportaj yapmak için diz çöken medyanın açtığı savaş ile alaşağı edilmeye çalışıldı. Mahvettiğimiz dünyadan görüntülerin yer aldığı klipte medya simsarlarının takıldığı nokta; çöplüğe döndürdüğümüz dünya görüntülerinden çok, etrafındaki çocuklarla ve beyaz giyimiyle Michael Jackson görüntüsüydü. Bu görüntüler gazetelerde "kendini mesih sanıyor" haberleriyle yer buldu. Medyanın ve zencileri istismar ettiğini söylediği dev müzik şirketlerinin savaşı, Michael Jackson'un çocuk istismarı davaları ile dozunu ve ciddiyetini arttırmıştı. Kaliforniya İşçi Dairesi, sigorta ödemelerini yapmadığı gerekçesiyle yardıma muhtaç çocukların yaşadığı Neverland çiftliğini kapattırdı.

"Hiçbir şey bulamadılar... Michael Jackson bunu yapmıştır diyebilmek için hiçbir şey ama hiçbir şey bulamadılar... Hiçbir şey. Bugün oldu bir şey bulamadılar, hala bir şey bulamadılar. Hiçbir şey, hiçbir şey, hiçbir şey!"
(1995 Diana Sawyer Röportajında 1993'teki dava sebebiyle evini altüst ederek arayanlara dair söylediği söz.)

"Şarkıları indirdikleri için insanları hapse atma fikrine karşı söyleyecek şey bulamıyorum. Unutulmamalıdır ki, müzik sektörünü sırtlayan hayranlardır." Michael Jackson - 21 Temmuz 2003

"İnsanlar beni tanıdıklarını düşünüyorlar ama bilmiyorlar. Gerçek değil. Ben gerçekten bu dünyada yalnız bir insanım. Bazen ağlarım çünkü yalnızlık acıtır. Acıtır. Dürüst olmak sanırım size söyleyebilirim o beni acıtır, üzer."

"Nasıl hatırlanmak isterdim?
Dünya'ya bir miktar ışık ve kaçış getiren birisi olarak."


Michael Jackson

Çok şey yazdım, sildim... Tekrar yazdım tekrar sildim. Kısacası diyecek çok şey var, bir yandan da hiçbir şey yok. Son yıllarını, son albümlerini, son konserlerini yaşayabildiğimiz için kendimizi şanslı hissetmeliyiz. Her şey için teşekkürler Michael Jackson...

25 Haziran 2009 Perşembe

Kaptan Cousteau

Hey Kaptan! Bizim Kaptan!

25 Haziran 1997'de kaybettiğimiz, bir dönem belgesellere damgasını vuran, Müslüman olduğu asparagası yayılan, kendine denilmesini sevdiği hitabı ile "oşinografik teknisyen".

Saygıyla anıyoruz...





25 Haziran

* 1861 - Sultan Abdülmecit, Osmanlı padişahı (d. 1823)
* 1984 - Michel Foucault, Fransız filozof (d. 1926)
* 1997 - Jacques-Yves Cousteau, Fransız kaşif (d. 1910)
* 2005 - Kazım Koyuncu, Türk müzisyen (d. 1972)

23 Haziran 2009 Salı

Megan Fos

Sıcak tepeme vurmuş ve birkaç yazıdır hatunlara takmışım diye düşünebilirsiniz... Düşünün, insanı düşüncesi bağlar. Ama işin aslı astarı öyle değil! Transformers: Revenge of the Fallen'ın Berlin galasında boy gösteren son kuşağın gözde güzellerinden Megan Fox yukarıda gördüğünüz özellikleri (!) ile çekmedi dikkatimi, benim dikkatimi çeken başparmakları idi. Başka yerlerinden parmaklarına inmeye fırsat bulabildiyseniz tabii. Ancak bu acı gerçek sizi bünyeden ne kadar soğutur bilemem, sonra söylemedi demeyin!

22 Haziran 2009 Pazartesi

Görev beni çağırdı!

Hatırlıyorum da avuç içime sığıyordu bu sağımdaki fidan 3 yıl önce :) Yaz aylarının gelmesiyle sulama mevsimi başladı, 6-7 yaşına kadar on günde bir ceviz ağaçlarının sulanması gerekiyor. Görev beni çağıracak...

Bir not: 170 ceviz ağacı, 43 dönüm arazi, Kaz Dağı etekleri, Utopia'nın ütopyası.

21 Haziran 2009 Pazar

Montague Paratrooper

Havadan düşerek karada görevine hazır olan, dayanıklı, kaba, ön süspansiyon, 24 vites ile donatılmış bu bisikleti katlamak için herhangi bir alete gereksinimiz yok ve haki rengi ile çalıların arasında kaybolmanıza yardımcı... Paraşütçünün mobilizasyonu için ideal!

19 Haziran 2009 Cuma

Delirtmeyin beni atlarım!

video
Dünyada iki tür insan vardır. Uçaktan atlayanlar
ve atlamaya cesaret edemeyenler...


16 Haziran 2009 Salı

Tokyo'dan bir öpücük

60'larda, jet hızı ile durmaksızın süren maceraların yaşandığı, herkesin çok güzel, tapılacak bikiniler, muhteşem kıyafetler içinde salınarak, plajda güneşlenmiyorlarsa çağın modern mobilyaları arasında tepeden tırnağa silahlanmış olarak dolaşırken akılalmaz kaçışlarını, şeytani planlarını tasarladığı Kevin Dart ve Chris Turnham'ın tarafından Yuki 7 için yaratılan, içinde yaşamak isteyeceğiniz bir dünya... Biryerlerden tanıdık (!) geliyordur sanırım ama tarzın "tarz" olduğu, günümüz ikonlarını oluşturan döneme ait göndermeler içeren bu keyifli çalışmalar Fleet Street Scandal çatısı altında posterler, t-shirtler ve yeni kitapları Seductive Espionage ile devam ediyor.

Bazıları Avustralyalı sever

Dizilerde, filmlerde arzı endam eden aktrislerden Avustralyalı olanlar istiap haddini aşınca sizinle paylaşayım istedim. Bunların başında Chuck dizisinden tanıdığımız Yvonne Strzechowski (gerçek soyadı) geliyor, 26 yaşındaki oyuncu Sidney doğumlu. Kendisi sezon arasında bulunan Chuck ile burnumuzda tütmeye başladı bile.

Yvonne Strzechowski

İkinci dikkat çekici oyuncu ise oynadığı rollerle bende İngiliz olduğu duygusu uyandıran Rose Byrne, 1979 Sidney doğumlu. Attack of the Clones'da Amidala'nın yardımcısı, Troy'da Briseis olarak küçük rollerde gördüğümüz Byrne, 28 Weeks Later ve Knowing'de hafızalardaki yerini sağlamlaştırmıştı. Şimdilerde Damages dizisinde Glenn Close ile başrol oynama şansına sahip.

Rose Byrne

Bir diğer Avustralyalımız ise Anna Torv. Fringe dizisinden tanıdığımız, 1978 Melbourne doğumlu aktris dizide adını bile hatırlamadığım şu sarışın ajan ile evli ;)

Anna Torv

Televizyondan dışarı pek çıkmayan, Stuff dergisinin sayfalarını defalarca süslemiş olan Poppy Montgomery ise 1972 Sidney doğumlu. Without a Trace dizisiyle tanıdığımız oyuncu dizinin ensesiz esas oğlanı Anthony LaPaglia'ya nasıl katlanıyor bilmiyorum ama saçlarını çiğ sarı yapmazsa daha iyi olur...

Poppy Montgomery

15 Haziran 2009 Pazartesi

Han Solo P.I.



Dönemin dizi jeneriklerine en güzel örneklerden biri Han Solo uyarlaması ile karşınızda. Müzik, kurgu, karakterler, diziden sekanslar ile nostaljiye kapılırken Han'a da bu rolün yakıştığını söylemeliyim. Indiana Jones karakteri için Tom Selleck'le görüşüldüğünü düşününce, bu buluşma ilginç bir tesadüf oldu.

Delikanlı Adamın El Kitabı

13 Haziran 2009 Cumartesi

İşte ruh budur!

"Uzaylıların Dünya'yı istila etmesi kraliçeleri olduğum
sürece bana uyar"

12 Eylül 2012'ye randevu almış, geliyorlarmış. Görüşürüz...

12 Haziran 2009 Cuma

Hatırla beni



Çocukluğumdan beri sevdiğim tarzda grafikler, kesitler, çizimlerle bezeli bu kliple Röyksopp ve One Love Festival'e hazırlanmaya devam ediyoruz. Hepinize iyi haftasonları!

Kıldan sebepler*


Bir diş fırçası için yazı yazacağım aklıma gelmemişti hiç, belki de bu sadece diş fırçasına yazılmış bir yazı değildir, göreceğiz... Birkaç haftadır eskiyen diş fırçamın yenisini almak için alışveriş yaptığım marketlerde reyonlara gözatıyordum, fakat bir türlü istediğim Oral B Cross Action'ı bulamamıştım. Biliyorsunuz diş fırçalarının hayat süresi 6 aydır, bu süre sonrasında deforme olan kıl yapısı ve bakteri kirlenmesi yüzünden değiştirilmelidirler. Kendimi Sheldon gibi hissetmiyor değilim, yoksa oturduğum bu yer esinti mi alıyor? Leonaaard!

"Neden Oral B'nin Cross Action'ı?", "al gitsin başka fırça" diyenleri duyar gibiyim. Olmaz, ben anlamsız desenler verilmiş, içi simli, şeffaf, kılları ayakkabı fırçası gibi olan, sap ergonomisi hafife alınmış bir modelle mutlu olamam. O, iki ayrı sertlikteki plastiğin muhteşem uyumuyla şekillendirilmiş sapı, elden kaymayan, dönmeyen, her bir kılı tek tek özenle yerine yerleştirilmiş olan ve kullanıp yerine bıraktığınızda size tam bir arınma hissi veren Oral B Cross Action olmalı. Ama olmadı, olamadı! Girip çıktığım onca markette bulamadım, üretimden kalkmış, soyu tükenmişti sanki. Ben o fırçalardan ikişer üçer alıp gelmiştim yurtdışından, öyle güzel ve ucuzdular ki almadan edemezdim. Evet, paranın para olduğu zamanlar çok değil 1 yıl önce, burada 6.50'ye satılan bu elzem sağlık ürünü yurtdışında sadece 2 Euro idi. Şoku çabuk atlatıp yeni bir arayışa girdim, istediğim kriterlerde ürün bulma umuduyla... Ve aralanan raflardan bir ışık haresi içinde yeni diş fırçam gözüktü, Oral B Pulsar (şimdi seyahat kılıfı ile). Diş eti stimulatörleri, iki parçalı başı ile titreşimli bir diş fırçası. Malzeme standartlarımdan tekrar bahsetmeye gerek duymuyorum, fakat titreşimi anlamsızca tıraş bıçağına birleştiren Gillette'ten sonra biraz temkinli yaklaşmadım değil. Hakkını yemeyeyim, o mikro titreşimlerin sakalı dikleştirerek daha rahat tıraş sağlayacağını savlayan çözümün titreşimi dışında kalitesine diyecek birşey yoktu. Başka fırça bulamayacağımı düşünerek Oral B Pulsar'a bir şans vermek istedim, evet diğerlerinden biraz pahalıydı ama buna değerdi.

Eve gelip kutusunu açtığım fırça kullanıma hazırdı, malzeme kalitesi, yalıtım çözümü, ergonomisi düğmeleri ve titreşim gücü beni hayal kırıklığına uğratmadı. Biraz tereddütle titreyen fırçayı ağzıma soktum, sanki titreşim uyuşma hissi yaratıyordu, temizliğimi tamamlayıp fırçamı elimden bıraktığımda ise Oral B bu işten de tam notunu almıştı.

*Sebebi olan insanlara...

Benjamin Gump

Hayat işte ne getireceği belli olmuyor, bir film kaleme alıyorsun romandan, sonra bir senaryo yazıyorsun... Ve galiba hayatlar hep birbirine benziyor. Zaten hikayenin sizi yakalayan tarafı sizden birşey anlatması değil midir? Hepimiz Benjamin Gump'ız!

11 Haziran 2009 Perşembe

Ay

Location: Moon Sarang Mining Base
Crew: 1
Contract: 3 years


Ay; konusu, oyuncusu, sesi, müziği, mekan tasarımları ile beklediğim yapımlar arasında. Fragmanda da gördüğünüz gibi Ay'da bir maden üssünde robotuyla tek başına çalışan Sam'in sakin hikayesi anlatılıyor, taa ki uzun süren yalnızlık beklenmedik bir misafirle bozuluncaya kadar. Müziklerini gönül tellerimizi titreten Clint Mansell'in bestelediği, olağan robotu Kevin Spacey'nin seslendirdiği ilk Duncan Jones uzun metraj filmi Ay'ın ne zaman Türkiye'den görünür olacağı ise belli değil.




10 Haziran 2009 Çarşamba

Über Zombie Verrücktheit!*


Oyunlarda indir indir bitmeyen iki tür vardır; biri garibim Alman askerleri, diğerleri ise zombiler... Nasıl, ne zaman, hangi zihinde bu iki tür birleşti ve Nazi zombiler oluştu bilemiyorum, şimdi elimizde kötünün kötüsü melez bir tür olduğu kesin, başımız belada!

80'lerde ortaya çıkan ve şimdi tekrar mezarından kaldırılan bu fikir; dönemin fantastik-korku sinema dergilerine aşina olanların hatırlayacağı birkaç ucuz filme ve çizgi roman sektörüne hizmet etmiş, hatta Michael Mann'ın kült yapımı the Keep'e konu olmuştu.

Dead Snow filmi de buradan beslenen konusu ile 2009 yapımı bir Norveç filmi olarak karşımızda. Fragman 28'nci saniyede Norveçce ile nefesimizi keserken, Evil Dead göndermeleri içeren, posterleri çok keyifli tasarlanmış bu film türün ve bahsi geçen türlerin (!) tutkunlarına...

*Aşmış zombi çılgınlığı, Almanca

9 Haziran 2009 Salı

Facelift

Fark etmemiş olanlar için Sayın Con Do'ya blogun yeni "feys lifti" için tebriklerimizi yollamak isteriz. Aynı zamanda bir de bu kadar işin gücün arasında böyle tamamlanmış (tasarımın tamamlanmış olması anlamında) çalışmaları yapabilecek zaman yaratabilmesinden ötürü de bilhassa taktir ediyoruz.

Fakat tabii CHP'li olarak illa birşeyleri eleştirmek şart yoksa rahat uyuyamam valla;

  1. Genel görünüş işin kökü olan 101st Airborne'dan daha da uzaklaşıyor ne iş?
  2. Çarşı "Hanso Foundation" a karşı.
  3. Bir de sorması ayıp tekst alanını 100 piksel daha büyütsek daha iyi olmaz mı? Ya da medyaları solda başka bir kolonda tutsam ama herhalde o olmaz.
  4. NTV haber linkleri ne iş? Yani memleket medyasının dezenformasyon pompalamasına neden çanak tutuyoruz. Çomak soksak daha iyi olmaz mı?
  5. Yazdan mıdır nedir bilinmez. Renkler çok açıldı yav...

Önüm, arkam, sağım, solum...

Sobbe, nerede olduğunu merak ettiğiniz eşiniz dostunuz (!) için Turkcell tarafından sunulan yeni bir hizmet. Kayıt olan Turkcell abonelerinin, kendi konum bilgilerini sadece izin verdikleri kişilerle paylaşmasını sağlayan gerçek zamanlı kısa mesaj servisi olan Sobbe, Facebook uygulaması sayesinde de sosyal ağınıza entegre olabiliyor. Bundan sonra uzun uzun adres tarif etmek, evden çıkmadan ahkam kesmek, ne zaman gelecek diye beklemek yok, sürprizler ise hayal gücünüze kalmış ;)

8 Haziran 2009 Pazartesi

Wii'ler çöpe!

Hala devam eden kolumdaki kas ağrısının sebebi 2 gün önce Wii'de yaptığım tenis maçlarından mı yoksa kum torbası karşısında geçirdiğim zamandan mı olduğunu bilmiyorum. İnsan bilgisayarda oyun oynarken bu kadar yorulmalı mı diye düşünürken yukardaki video daha çok yorulacağımızı gösteriyor. Microsoft, Nintendo'nun Wii ile açtığı yoldan büyük adımlarla ilerlemeye devam ediyor gibi gözüküyor.

Ne de olsa bu daha reklam. Sonuç ne olacak hep beraber göreceğiz... Siz alırsınız, beraberce oynarız :)

6 Haziran 2009 Cumartesi

Sinemanın büyüsü

Sinemaya babamızla gidip, dönemin katlanan koltuklarında boyumuz kurtarsın diye koltuğu indirmeden oturarak, kulağımıza fısıldanan anlatımla film seyrettiğimiz yıllarda sinemanın büyülü dünyasına girmiştik kardeşimle. O babamdan sufle aldığında, ben okumayı sökmüş olarak devam ettik, nice maceralara daldık ve bu böyle sürüp gitti...

Şimdi düşünüyorum; sinemaların şimdikilere oranla devasa salonlarını, kendine has kokusunu, pirinç plaketleri ile ahşap, deri, yaylı koltukları, tek kopyanın motosikletlerle sinemadan sinemaya taşındığını, gazoz açacağını tepsisine vurarak satış yapan teşrifatçıları, alaska frigoyu, Konak sinemasının koltuk önüne gelen kolonlarını, Site sinemasının lambri kaplı duvarlarını, gelecek gösterimin lobi kartlarına bakarak harcadığım saatleri, liseyi kırıp gittiğim filmleri, o ilahi ışığın karanlığı yararak geçip perdede yarattığı hayatı, bana kattıklarını, sevincimi, göz yaşımı, Albinoni'nin adagiosunu, kamçılı adamı, uzayın soğukluğunu, uşak Kato'yu, gecenin karanlığında gözümde çakan lazer silahlarını, Sinbad'ın kılıç salladığı yaratıkları, Emek sinemasının köpeğini...

Zerafet timsali Audrey Hepburn ve A-Takımı'nın albayı George Peppard

Saymakla bitmeyecek isim, hatıra. Ve düşünüyorum, sinemasever bir babanın oğlu olarak geçmiş kuşaktan da aldığım sinema mirasını. Babam televizyonda başlayan filmleri bile "1965'de, Ankara'da gitmiştik, bu filmde Paris çok güzel gözükür, ne kadar da gençtir William Holden burada" diyerek farklı bir havaya sokardı benim için. Siyah-beyazını, hatta sessizini bile Sinematek salonlarında, film festivallerinde seyrettik sinemanın. Şimdi ise bazılarında hala sentetik bir tad alsam da dudak uçuklatacak boyuta varan gösterişli, büyük bütçeli yapımları izliyoruz.

Kendimi; sinemanın bu değişim, gelişim sürecini yanımda olanlarla yaşadığım için şanslı sayıyor, yeni kuşağın bu oluşum içinde nasıl yer alacağını merak ediyorum. Göndermeleri ve devam filmleri ile eskiye bağlarını arttırarak sürdüren sinema serüveninde iyi bir rehbere ihtiyaçları olacak.

5 Haziran 2009 Cuma

Cuma'nın klibi


Efes Pilsen One Love Festival'de (21 Haziran, Pazar, santralistanbul) sahne alacak Norveçli grup Röyksopp'un What Else is There? klibi ve Karin Dreijer'in farklı vokali ile haftasonunu karşılıyoruz... Hepinize iyi haftasonları.

17 Gigapiksel

Zaman ilerledikçe bu ve bunun gibi fotoğraflar şaşırtıcı olmaktan çıkacaklar biliyorum. Ama yine de insan günümüzde hayran kalmadan duramıyor. Bu güzel çalışmaya ulaşmak için buraya tıklamanız yeterli.

Ne ekersen onu biçersin

Global Coalition for Peace organizasyonu için hazırlanan bir poster,
diğerleri ise burada

3 Haziran 2009 Çarşamba

Teker teker gelin!


E3'de (Electronic Entertainment Expo) peşi sıra tanıtılan yeni oyunlar iştahımızı kabartmaya (veya midemizi kaldırmaya) devam ediyor. Bunlardan biri de Left 4 Dead'in devam oyunu... Kışa beklenenler arasında Assasin's Creed 2, Splinter Cell: Conviction, Halo 3: ODST, Resident Evil: The Darkside Chronicles, Star Wars: The Old Republic ve niceleri var...

2 Haziran 2009 Salı

Darth Vader Camii

Ataşehir yakınlarında yapımı süren camiinin mimarı Star Wars hayranı olsa gerek. İmam Sith lordu olmasın da...