Gerçek zamanlı takip

Kargo beklerken olacakları tahmin etmemiştim bugün. Sadece öğleden sonraya sarkan teslimattan dolayı programımda küçük bir ayarlama yapmam gerekmiş, bitirmem gereken işlerin üstesinden gelirken e-posta ile ulaşan kargo takibinden aracın yolunu gözler olmuştum. Evet, araç üzerinde bulunan GPS (KKS, Küresel Konumlandırma Sistemi) ile merkezine ve bana yerini bildiriyor, bu Google Harita desteği ile ekranımda görüntüleniyordu.

Saat öğleden sonra 3'ü gösterirken birkaç sokak ötemdeydi UPS'in aracı. Gelecek şey ise bir saatti. Tanıyanlar bilir zamana çok önem veririm! Ama zamanı aktaran araçlar formunda... Başka bir gezegenin saat ayarında olduğum bile söylenir arkadaşlar arasında ve ben de zamanında randevularıma giderek sürprizler yapmayı severim. Birkaç dakika sonra bana yapılacak sürprizden habersiz...

Limonata gibi havanın keyfi açık camlardan içeri dolarken, hacimli bir dizel motorun sesi ile ön tarafa ilerleyip, kargo elemanı için çantamdan cüzdanımı çıkarıp hazır ettim. Mağlum teslimatlar kimlik tespiti ile yapılıyor. Fakat bu teslimatın bir farklılığı var, kapıda ödeme. Onun için kimlikle beraber banka kartımı da çıkarıp kapıyı açtım ilk sürprize. Aracında GPS olan kargonun, internetten yapılan alışverişin, elektronik para transferlerinin dünyasında beklediğim seyyar bir PoS makinesi (Point of Sales, haydi bu da Türkçe olsun Satış Noktası makinesi) idi. Ama kahverengi, güler yüzlü adamın elinde böyle bir cihaz yoktu, işlem nakit yapılacak, makbuz kesilecek, teslimat yapılacaktı. "Neden sen o dünyanın adamı olarak alışverişini kredi kartı ile yapmadın" dediğinizi duyuyorum. Neden, çünkü daha önce malum sitenin stok takibi yapamamasından uzunca bir süre sipariş beklemiştim. Al paranı, ver malımı kanununun işlemesi daha akıllıca olacaktı bu sefer, peşinde olduğum parça kapıma kadar da gelebilmişti, amatörler ile uğraşmama rağmen.

Kargo elemanına "iki tur at gel paranı çekip bankadan vereyim" dedim, yemedi. "GPS var aynı noktadan geçemem, izleniyoruz" cevabını aldım. "Hay senin GPS'ine" demedim değil, içimden. Yolunun ne tarafa olduğunu sorup, bankadan para çekip gideceği adreste kendisini yakalayacağımı söyledim, anlaştık. Bana çıkan uzun sokakların birinde olacaktı, aracı görememem mümkün değildi, planı hemen uygulamaya koydum...

Bir koşu bankaya gidip para çektim ve muhtemel güzergah yönünde ilerleyip aracın önüne çıkmayı planlayarak yürüdüm. Geldiğim köşe başında görünür değillerdi, telefonumu çıkarıp araç takibinden yeni koordinatlarına ulaştım. Haritada sokak olarak gözükmeyen bir boşlukta duruyordu araç, bulunduğum sokaktaki apartmanların birinin garajına girdiğini düşündüm. Otoparkları kontrol ederek bir üst yola kadar hızlı adımlarla yürüdüm, ilk sol, bir sol daha, o da ne? Orada bir sokak vardı, yolun sıklıkla kullandığım tarafı duvarla örülüp bir apartmanın otoparkı yapıldığı için farketmediğim, artık araçlar için çıkmaz olan bir sokak. İki paralel yolu bağlayan bu sokağı başından sonuna iki kere katederek geldiğim noktada tekrar yeniledim aracın konumunu, gitmişti! İki paralel sokak daha geçerek yeni konumuna doğru yürüdüm, elbet bir yerde yakalayacaktım, duracak, oyalanacaktı... Köşe başında bir yenileme yapıp geldiğim yol kadar fark yediğimi gördüm, ama yılmadım, yürüdüm! Haritadaki noktaya yaklaşmıştım ki bulunduğum sokağa saptı ve yürüdüğüm istikamette gözden kayboldu. Hızlanarak 3 sokak daha geçip, iyi bir tahminle caddeye inen bir sokağın köşesine vardığımda "burada olmalı bu sokaktaki trafik ışıkları 94 saniye kırmızı yanıyor, mutlaka yakalanır" diye düşünüyordum. Ve döndüğüm köşe Kaf Dağı'nı anımsattı bana, zaman yavaşlamış, durma noktasına gelmişti, araç biraz ileride sola park etmiş duruyordu, sessiz. Ben ona ilerlerken aklımdan binbir enstantane geçti, birden hareket ettiğini gördüm, yaklaşırken uzaklaştığını, şoförün vurulduğunu, kar maskeli adamları, çakan ışıkları, kapılarından boşalan palyaçoları, Elvis'i, Anka kuşunu... Yanımdan geçen kadının parfümü kendime getirdi beni, pilot gözlükleri takıyordu, saçlarını at kuyruğu yapmış, sivri topuklu ayakkabılarını kaldırımın parke taşları arasına sokmamak için dikkatli, başı önünde ilerliyordu...

Kendimi o noktadan aracın yanına ışınlanmış buldum, açık olan pencereden kapısını tutuyordum, artık elimden kaçırmaya niyetim yoktu. Islanan gömleğim rüzgarla sırtıma değdiğinde soğuktan ürpermiştim. Bu sırada tipp-ex ile gerekli düzeltme yapılıyordu, paramı ödedim, kutuyu aldım!

Birkaç adım atmıştım ki kutunun içine bakma ihtiyacı duydum. İçinde beni bekleyen ikinci sürprizden habersiz... Alalade ambalajına şaşırmıştım, sitedeki resimleri böyle değildi, içindeki de! Ürün, sunulan fotoğraflarından tamamen farklı renkteydi. Koşarak kargo aracına gittim, "al bunu geri götür, istediğim değil" dedim, fakat geri alamayacağını öğrendim. Bu işlemi geciktirmeden yapmak, bu durumdan kurtulmak ve başka bir yoldan edinmek istiyordum artık onu. Dersimi almıştım memlekette güvenilir çok az e-ticaret sitesi kalmıştı, onlarla idare edilecek maceraya girilmeyecekti ki binlerce kilometre uzaktan neler neler gelmişti yıllardır.

Terimi soğutarak eve doğru yürürken kutunun içindeki faturanın üstündeki telefon numarasından firmayı aramak ve maduriyetimi bildirmek aklıma geldi, bu süreci hızlandıracaktı. Telefonu açan kişi, yeni parti maldan dolayı bir hata yapılmış olabileceğini söyleyip özür dileyerek, bir notla beraber ürünü kendilerine kargolamamı ve bunu teslimatı yapan kargo şirketiyle ödemeli olarak yapmamı dile getirdi. Kızmamıştım, bir odadan yönetilen şirketin sahibi bu internet girişimcisi gence. O da birgün Fast Company'e bu tecrübeleri ile kapak olacaktı!

444 00 33 yoldayken kargo randevumu aldı. 3,5 km'si tempolu toplamda 5,5 km'lik yürüyüş ile sporumu yapmış, bilgisayarıma ulaşıp görseller ile zenginleştirilmiş dilekçemi hazırlamıştım. Açık camdan giren dizel motorun sesi ile ayaklanıp açtığım kapıda üçüncü kez karşımda buldum UPS elemanını. Onların da işi kolay değildi... Benim ise yanıma yaptığım yürüyüş ve aldığım ders kar kalmıştı...

1 yorum:

  1. alına ürün: xx tl
    kapıda ödeme beledi: 12 tl
    kargo aracı kovalama: paha biçilemez...

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.