14 Aralık 2010 Salı

Kaybedenler...

Lise ve üniversitedeyken kendi adıma müzik zevkimi şekillendiren en önemli radyo istasyonuydu kent fm. Bu radyoda geçen süreler sonucunda efsaneleşen pek çok program yapıldı. Herhalde bunların içinde en sıra dışı ve en çok ilgi çeken program ise Mete Avunduk ve Kaan Çaydamlı'nın sundukları "Kaybedenler Kulübü" idi (Burada Mete Avunduk'un Kadıköy Trip'in işletmecisi olduğunu da hatırlatmak isterim).

Geçen gün gittiğim sinemada fragmanlar dönerken bir fragman başlar başlamaz içimden "ya ne kadar da benziyor acaba mı?" diye geçirirken ekrandaki "Kaybedenler Kulübü" yazısını görmemle garip bir heyecan ve sevinç yaşadığımı farkettim.

Nasıl birşey olacak hiç bilmiyorum ama programı en az 1 kere dinlemiş birisinin bile ilgisini çekebileceğini düşünmekteyim.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Robot fetişi

BlackMilk'in güzel insanımsı Cameron Philips'i hatırlatıp, robot fetişinizi gıdıklayacak C3PO, R2D2 mayoları ve fantazi dünyanızı süsleyecek fantastik kıyafetleri...

29 Kasım 2010 Pazartesi

Sızdıran sığınak

 
 
 
 
Dünyayı ele geçirmek için sinsi planlara sahip, Tenten hayranı kötü adamın, James Bond filmlerinden fırlamış üssüne benzeyen yukarıda gördüğünüz mekan Wikileaks sunucularının da aralarında bulunduğu Bahnhof'tan. Soğuk savaş yıllarında, Stokholm'de bir dağın 30 metre derinine inşa edilen nükleer bomba sığınağı artık bu internet servis sağlayıcısınına ev sahipliği yapıyor.

Çevrenize bakmak için buradan buyrun...

28 Kasım 2010 Pazar

23 Kasım 2010 Salı

Bağlı

Burayı post apokaliptik kurgularla doldurmaya başladığımın farkındayım. Belki de ilgim bilim-kurgu sevgimin yanı sıra, kendimi insanlığın değerlerini yeniden bulmasına veya yok olup gitmesine neden olacak durumun sonuçlarına, şu an yaşadığımız dizginlerinden boşanmış, her geçen gün birşeylerin yitirildiği tüketim dünyasından daha yakın hissetmeme bağlıdır.
Kendini bilim-kurgu westerni olarak tanımlayan Connected ise Jens Raunkjær Christensen ve Jonas Drotner Mouritsen'in yönettiği, atmosferi ve kurgusuyla sahip olduğu tutkuyu çok iyi yansıtan bağlılık üzerine bir kısa film.

Mormon ilizyonu

Bütün dinler ve insanlığı çekip çeviren, doğru yolu bulması için rehber olan inanışlar gibi çıplaklık ve pornoyu yasaklayan Mormonluk efsanesini yarattı... Genç bir yaratıcı Mormon'un fotoğraf düzenleme programı yardımıyla kadınların bikinili fotoğrafları üzerinde yaptığı dairesel maskelemenin (bubbling) yarattığı ilizyon resimlerin çıplak algılanmalarını sağlıyor.
Bu bağlamda günahtan bağımsız olarak bardağın dolu tarafını görmenin doğruluğuna inandırılmanın tezatını yaşarken, ne kadar istesek de onları giyinik düşünemiyor olmamız beyinlerimizin nasıl çalıştığının bir göstergesi oluyor ve bu Mormon da günaha girmiyor! Peki günah, müstehcenlik nerede başlıyor?
Bardak yok, su yok, kaşık yok, onyüzbin baloncuk...

18 Kasım 2010 Perşembe

Dinsizin hakkından imansız gelir

Gerçekte gizli planları, ekonomisi, askeri gücü, doymaz iştahı, teknolojisi, politik yaptırımları, ajanları ve kuklaları ile dünyanın başına bela Amerika, sinemada doğal afetler ve uzaylıların yıkımına uğramadan gün geçiremez...

Belki de izlenen, kanı emilen üçüncü şahsın, 3. dünya ülkesi vatandaşının perdede görmek istediği şeydir. Sonunda kimi zaman kaybeden gibi gözükse de sonuçta kazanan "Amerikan ruhu" olacak, ekonomik kazanımını sağlayacak, gişede zarar eden filmle bile endüstrinin çevresinde yarattığı hareket ile ekonomisine can verecektir.

Kendini vurarak bundan fayda sağlamak tarihte rastlamadığımız bir durum değildir. Amerikan sineması da kendini vuran doğal veya kurgusal felaketlerden para kazanmaya bayılır.

Mayalar'ın yakında miâdı dolacak takvimiyle girilecek foton kuşağıyla mı, Marduk'la veya başka ziyaretçilerle mi, aydınlanma veya kıyametle mi olacak bilmiyorum, İsveçli bilim adamlarının son hesabına göre 28 Ekim 2011 tarihinde birşeyler olmaz ise birçok beklenti boşa çıkacak. Yakında birşeylerin olacağı üzerine yoğunlaşan sinemanın yeni kıyamet filmi senaryoları da bu süreçte peşi sıra vizyona girmeye devam edecek. Kimine göre bu filmler toplumu olacak olana hazırlama görevini üstlenecek, biz sinemanın keyfini çıkaracağız...

Bir başka Johannesburglu yönetmenin kamerasından, küresel bir istilada gene Los Angeles'ı merkez alan  mücadeleyi izleyeceğimiz film de beklediklerimizden biri olacak. Uzaylılar Amerikalılar'a bir kez daha haddini bildirecek.

14 Kasım 2010 Pazar

Beyond Black Mesa

Efsanevi bilgisayar oyunu Half-Life'tan esinle yapılmış kısa metraj filmlere daha önce de yer vermiştik. Her biri gösterilen özen, özel efektleri, ses ve görüntü kurgusu ile şaşırtıcı güzellikte olan bu filmlere bir yenisi eklendi; Beyond Black Mesa.


Adrian Shephard isimli kahramanın odağında bir grup direnişçinin başından geçen maceraları konu alan, Brian Curtin yönetiminde 7 kişilik kadronun gündüz işlerinden (!) ayırdığı zaman, 1200 Dolar bütçe ve 2 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkan bu kısa film fragmanı ile "ev yapımı" olmanın ötesine geçtiğini ispatlarken, keyifli bir seyir vaat ediyor.

9 Kasım 2010 Salı

Gizli yanımızın, karanlık işleri


Bugün piyasada!

Haber paranoyası

Bilgi çağının yan etkilerinden muzdarip bir internet kullanıcısı olarak haber atlama paranoyasına kapıldıysanız newsmap sizi bir süre yatıştırmaya yeter.

15 ülkeden derlenen Google haberlerini, 7 farklı kategoride renk kodları ile sunan ve bu renklerin tonlarını da kronolojik sınıflama için kullanarak görselleştirme sağlayan newsmap, her ne kadar Türkiye'den haber iletmiyorsa da dünyayı parmağında oynatan bir iki ülke üzerinden küresel haber takibi yapmanızı sağlayacak, habere ulaşmanıza farklı bir boyut katacaktır.

Bu web uygulamasının sürekli güncellenen, hareketli bir halini ikinci monitörde tutmak, hatta dokunmatik kontrol ile kullanmak... İşte her haber paranoyağının hayali!

28 Ekim 2010 Perşembe

Büyük Yıldız

Daha önce burada bu tarz bir paylaşım yapıldı mı pek hatırlamıyorum. İlgi alanlarımıza ithaf edilen blogumuzda Türkiye'de büyük çoğunluğun ortak ilgisi olan futbol ile ilgili okumuş olduğum bu yazıyı paylaşmak aslında çok da ters olmamalı...

Bugün metrobüsle işe gelirken okuduğum, okurken de zaman zaman buğulanan gözlerim nedeniyle zorlandığım yazıyı liseden büyüğüm olan Ali Ece kaleme almış. Lisedeyken adından sıkça söz ettiren ve kendisinden "arıza" diye bahsedilen şahsiyetlerden biriydi... Arada bir Kadıköy'de rastlaştığımız, selamlaştığımız bu "abi"nin ilerleyen yıllarda spor yazarlığı yapmış olması ve farklı kişiliğini bu mecrada da bol bol göstermesi beni hiç şaşırtmadı. Belki Beşiktaşlı ve çocukluğumdan beri Sergen hayranı olmam bu yazıyı okurken beni gereğinden fazla duygulandırmış olabilir, ama yorumu sizlere bırakıyorum.

İşte o enfes yazı...

16 Ekim 2010 Cumartesi

Evrim

Gene bir listeye sondan da olsa girmeyi başarmışız! UNESCO'un Darwin yılı ilan ettiği 2009'da, Darwin'in 200'üncü doğum yıldönümü sebebiyle hazırlanan, Bilim ve Teknik dergisinin Mart sayısı kapağının sansüre uğraması bu yeri hakettiğimizin delili gibi dururken, bilimsel, teknolojik ve ekonomik dünya devi Amerika Birleşik Devletleri'nin üst kattan komşumuz olması da iyi ilişkilerimizin bir göstergesi olmalı!

Bilim ve Teknik, Mart 2009

15 Ekim 2010 Cuma

Serçe

Babamdan dinlediğim bir hikaye; bankta oturan baba ile oğulun karşısına bir serçe konar...

14 Ekim 2010 Perşembe

Değer yargıları

Bugün 33-0 yenildiğimiz bir futbol maçı oynamış olsak, teknik direktöründen masörüne futbol federasyonunu topyekün sallayacak, istifaların yaşanacağı, futbolda başarı için yeni kadrolara şans tanımak adına radikal kararlar verilmesi gereken bir gün olurdu.

Örneklerini çok gördüğümüz bu olay, kulüp takımlarından, milli takıma değer verdiğimiz futbol, başarı ve onur anlayışımızla teklif beklenmeden, gözünü kırpmadan yerine getirilen sonuçları, unutulmaz kahramanları ile hatırlanır ve bu herşeyin üstüne çıkarak günler, haftalar, aylarca konuşulabilir...

Peki konu insana verilen değer ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi olunca mangalda kül bırakmayanlar nerede?

Binlerce kilometre uzakta, 6400 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridiyle, sırtını And Dağlarına yaslamış, belki de bu yapısıyla dünyanın bir yerden bir yere ulaşımı en zor ülkesi Şili bugün bize bu mağlubiyeti yaşattı. Yerin 700 metre altında kapana kısılmış 33 madencisini 68 günlük mücadelenin sonucunda hayata döndürdü. Devlet başkanı 24 saate yakın süren çıkarılma çalışmalarında bizzat bulunup, her bir madencinin hayata dönüşünü kutladı.

Organizasyon yapısı ve detaylara gösterdikleri önem de gözden kaçmayan bu sevindirici olayda dünyanın gözü de, önde gelen televizyon kanalları da canlı yayın ve röportajlarla Şili'deydi. Şili, kaderle mücadelesinden birliktelik, inanmışlık, çalışkanlık ve umutla, insanlık onuru ve medeniyet düsturu ile zaferle ayrılmayı bildi. Şili tek yürek olup kazadan kayıpsız dönüp, birçok ders alırken, Başkan Pinera verdiği demeçlerde aldıkları derslerin altını çiziyor, bu tecrübenin ışığında herşeyin çok farklı yaşanacağı, geleceğin çok daha iyi olacağı umudunu taşıyordu. İster politik bir manevra deyin, ister bir ulusun zaferi, eminim o başkan gittiği her yerde ayakta alkışlanacak ve Şili'nin azmini, gücünü omuzlarında taşıyacak.

Devlet büyüklerimiz ise değer yargıları ile madenlerde, yollarda, dağlarda insanlarımızın yitip gitmesine "kader" diyor, Şili'den gelen haberler karşısında "biz 3 günde çıkarırdık" ifadeleriyle arsızlaşabiliyor, işin planlamasında Şili'nin yaptığı hatalardan bahsediyor...

Biz bugün Şili'den ağır bir yenilgi aldık, umarım bundan iyi bir ders çıkarmasını biliriz!


İm"para"torluk hiç gitmedi

Gitmedi ki geri gelsin, dönüp vursun, saldırsın... 33 senedir arttırarak sürdürüyor hegemonyasını. Zili çalıyor, üstümüzü giydiriyor, arabaları yıkıyor, hava durumu bildiriyor, yol gösteriyor, oyuncakları, oyunları satılıyor, filmleri cilalanıp cilalanıp gösterime giriyor, hatta Phantom Menace'dan başlayarak 3 boyutlu oluyor seri...

Ama bu kitap güzel!

         

13 Ekim 2010 Çarşamba

Fark nerede?

Bir baba, bir oğul... Herkes gibi bir baba ve herkes gibi bir oğul...

Ellerindeki malzeme neredeyse hepimizin cebinde ya da evinde bulunan bir kaç elektronik oyuncak. Ortaya çıkana bakarak, o coğrafya ile bu coğrafyanın farkı nedir peki?

Büyüklerimizin, bizlerin, geçen kuşaklara rağmen değişmeden sürekli şikayet ettiğimiz, eksik olduğumuzu düşündüğümüz, gavur yapıyor dediğimiz, üretmek yerine teknolojilerini satın aldığımız o ecnebileri ve daha bir çok şeyin cevabını buldum bu çekimde.

Bizimle "batılı" kafaların farkının moral bozucu bir ispatı! İster eğitim deyin, ister başka koşulları da ekleyin... Cevap net, arada bir uçurum var. Biz üniversitede türbanı konuşurken onlar kafalarını yukarı dikiyorlar, hep yaptıkları gibi.

İnsanlık için çok etkileyici, ama ya biz?

12 Ekim 2010 Salı

Yürüyen ölüler

Bu durum diğer tarafta yer sıkıntısı, gayrimenkul sorunu, arazi mafyası durumları yaşandığına delalettir bildiğiniz üzere...

"Cehennemde yer kalmadığında, yeryüzünde ölüler yürüyecek!"

Robert Kirkman'ın çizgi roman serisinden, Frank Darabont tarafından televizyona aktarılan ve cadılar bayramında yayında olacak Walking Dead dizisi, beyinle beslenen zombiler ve post apokaliptik senaryolarla beslenen bizler için yeni sezon açılışları ile seyircisiyle buluşan dizilerle hareketlenen yılın sonunun bulutlu ve karamsar atmosferine yakışır.

Erzağı, mühimmatı ve telsizleri hazır etmeli...

Ne de olsa güneş eskisi gibi parlamayacak artık!

Radyo GSC

Band of Horses'dan Funeral, dinlerken herkesin kendi imgelemleri, düşün dünyası ile görselliğe bürünebilecek, hayat filminize bir yerlerde fon müziği olabilecek parçalardan biri...

Wii'den düşen yılana sarılır!

Wii Fit'ten düşerek zarar verdiği sinirleri yüzünden sürekli cinsel uyarılma sendromu teşhisi ile tedavi gören İngiliz Amanda Flowers (sanırım bu isimle dolu bir cilt telefon rehberi bulunur), cep telefonunun titreşimleriyle bile kasılmalar yaşayabiliyor.
Temsili Wii Fit oyuncusu*

Nice eşya kırılmasına, incinmelere ve yaralanmalara sebep, kas ağrıları yaşatmada garantili bu oyun konsoluna adımınızı atarken aman dikkatli olun!


Fırsattan istifade; videodaki de kendisi olan, 2008 Playboy Siber Güzeli Jo Garcia'yı* takdimimdir...

Bu duvar başka duvar

Amerika'nın küçük arka bahçesinde, Güney Koreli çizerlerin hayata geçirdiği Simpsons, 22. sezonu 3. bölümü jeneriğinde ünü işlerinden mütevellit, sıfatı ile tanınmayan İngiliz grafiti sanatçısı Banksy'i ağırladı...


4 Ekim 2010 Pazartesi

Utopia Karlı Harita Sever*


Kışın yavaş yavaş geldiği, en azından artık yaz olmadığını hatırlatan bu havalarda, kışa dair ütopyamız... Kar yağar da tatil olur diye!

30 Eylül 2010 Perşembe

Site kapattırmayacaksın!

10.000'e yakın internet sitesinin kapalı olduğu Türkiye, cumhurbaşkanının konuyla ilgili olumlu mesajlarına rağmen sansürcü ülkeler arasındaki yerini sağlamlaştırma adına her gün yeni bir adım atıyor... Ve bugün; 3 yıla yakın süredir kapalı (yasaklı) YouTube'un yanına büyük çoğunlukla profesyonel, yaratıcı, sanatsal videoların yayınlandığı ve bu sebeple hata ile kapatma davalarından uzak kalacağını varsaydığım Vimeo da katılıyor.

Sistemin kapatmayı, yasaklamayı bu kadar kolaylaştırmış olmasından dolayı savcılıklara yapılan her başvuru kapatılan siteler listesinin uzamasına sebep oluyor. Böylelikle özel TV kuruluşları şifreli maç yayınlarının izlendiği siteleri kapattırmak için bütün Google hizmetlerini sekteye uğratabiliyor, telif hakları savunuculuğunu üstlenmiş müzik yapımcıları birliği klipleri izleniyor-dinleniyor diye belki de satışlarının artmasına, sanatçıların tanınmasına sebep video portallarını, internet radyolarını yasaklatıyor, yurtdışından daha ucuza ürün getirtmek mümkün olduğundan ticaret portalları kapattırılıyor, uçkuruna sahip olamayıp ipliği internet pazarına çıkanlar, lafına sahip olamayanlar, çamur atılanlar, kendini yasa koruyucu görenler, kraldan çok kralcılar da bu kervana katılınca, çoğu zaman arkasına sığınılan yetersiz vergi sistemi ve yargı yolları işin kolayını kelleyi vurmakta buluyor. Kurunun yanında sadece yaşı tutmuyor ateş... Bu kaynakların işin sadece eğlencesi değil eğitimi, kültürü, bilgisi olduğundan habersiz geleceği de yakıyor.

Başka hiçbir yargı yolu kişiye bir dilekçe ile binlerin, milyonların kullandığı hizmetleri engelleme gücünü vermiyor... Bu güç de futursuzca kullanılmaktan geri kalınmıyor.

Avrupa'nın yamacında ciğerci kedisi gibi oturup dururken; ne vaatler verilirse verilsin, ne sözler söylenirse söylensin üzerimize yapışan sansür bandını kaldırmamız mümkün olmayacak. Hep bununla yargılanacağız!

Eğer yüzleşemeyeceğin bir durum içindeysen faaliyetini o alandan çıkarmakta, şapkayı önüne koyup düşünmekte, tartışmakta fayda var. Herkes ulaşacak bilgiye, devir bu... Yok eğer bildiğimi okurum dersen göğüsleyeceksin tepkileri, hukuki yollarla arayacaksın hakkını, müşkül duruma düşürmek için kullanılmışsa internet haklılığını da yayacak...

Keyfen kendi küçük işlerin için kimsenin hakkını gasp etmeyecek, karartmayacak, kolaya kaçıp site kapattırmayacaksın!

Kapak kız(lar)ı #9

Danimarkalı moda fotoğrafçısı Henrik Adamsen'in objektifinden dünya hiç de fena bir yermiş gibi gözükmüyor!

29 Eylül 2010 Çarşamba

Para

Yıl 1607. Shakespeare, Atinalı Timon adlı 5 perdelik tiyatro eserinde altın hakkında aşağıdaki satırları yazar...

"Altının bu kadarı karayı ak, çirkini güzel, yanlışı doğru, soysuzu soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit etmeye yeter de artar bile. Niçin yaptınız bunu tanrılar? Nedir zorunuz? Bilmez olur musunuz ki bununla; rahipleriniz, kullarınız elinizden alınabilir. Sapasağlam insanlar ölüm döşeklerine serilebilir. Bu sarı köle dinleri yıkar da yapar da. Cehennemliği cennetlik eder. İğrenç cüzzamlıları sevdirir insana. Hırsızları baş köşelere oturtup; şanlar, şerefler, alkışlarla senatörler arasına sokar... Seni bütün insanlığın ortak orospusu seni!"

Üstüne daha ne denebilir ki?

28 Eylül 2010 Salı

Ay ay içime kaçtı!

Gandalf Papa'ya karşı

Papa'nın İngiltere ziyaretinde protestocular arasında yer alan Ian McKellen ve içinde bulunduğu grup tişörtleriyle aşılması gereken konularla ilgili bir mesaj veriyorlardı... Gandalf'a ters düşülmez, yoksa topumuzu kurbağaya çevirir!

Hayat kurtaran sütyen

Çernobil nükleer reaktör kazası (1986) üstünde çalışmış Dr. Elena Bodnar'ın, facianın ilk saatinde Iodine-131 soluyarak zarar gören hastaları ucuz gaz maskelerinin kurtarabilecek olması fikrinden yola çıkarak Raphael C Lee ve Sandra Marijan ile birlikte geliştirdiği sütyen Ig Nobel ödüllerinin halk sağlığı kategorisinde ödüle hak kazanmış.
Biyolojik savaş ve terörist saldırılarda da işe yarayacak bu kırmızı sütyen acil durum, emzirme ve askısız kullanma özelliklerinin yanısıra yılbaşılarının da vazgeçilmezi olmaya aday...

23 Eylül 2010 Perşembe

The Easybeats'ten cumaya ufak bir dokunuş

Monday morning feels so bad,
Everybody seems to nag me
Coming tuesday I feel better,
Even my old man looks good,
Wednesday just don't go,
Thursday goes too slow,
I've got Friday on my mind

Chorus

Gonna have fun in the city,
Be with my girl she's so pretty,
She looks fine tonight,
She is out of sight to me,
Tonight....I spend my bread,
Tonight...I lose my head,
Tonight...I got to get tonight
Monday I have Friday on my mind.

Do the five day drag once more,
Know of nothing else that bugs me
More than working for the rich man,
Hey I'll change that scene one day,
Today I might be mad,
Tomorrow I'll be glad,
I've got Friday on my mind,

(Repeat Chorus)

100 büyük müzik insanı tarafından Avustralya'nın gelmiş geçmiş en iyi şarkısı seçilmiş Friday On My Mind... Temiz bir kaydı için burdan, 1967 yıllarına ait klibi için de burdan buyrun lütfen...

19 Eylül 2010 Pazar

Radyo GSC


Layer Cake film müzikleri arasında da yer alan FC Kahuna parçası Hayling, kulaklarımıza 2 satır fısıldıyor...

Don't think about all those things you fear.
Just be glad to be here.

Keyfini çıkarın...

Burada olmanın!

18 Eylül 2010 Cumartesi

Duvardan yanıt

Trafiği yoğun, reklam panosu olmaya aday bir inşaat perdesi üzerine yazılmış "Jeff Lebowski bilinci eksik!" ifadesine aynı yerden verilen yanıt her iki tarafın da konuya hakimiyetini gözler önüne seriyordu... "Pasif mi olalım pezevenk :)"