30 Eylül 2010 Perşembe

Site kapattırmayacaksın!

10.000'e yakın internet sitesinin kapalı olduğu Türkiye, cumhurbaşkanının konuyla ilgili olumlu mesajlarına rağmen sansürcü ülkeler arasındaki yerini sağlamlaştırma adına her gün yeni bir adım atıyor... Ve bugün; 3 yıla yakın süredir kapalı (yasaklı) YouTube'un yanına büyük çoğunlukla profesyonel, yaratıcı, sanatsal videoların yayınlandığı ve bu sebeple hata ile kapatma davalarından uzak kalacağını varsaydığım Vimeo da katılıyor.

Sistemin kapatmayı, yasaklamayı bu kadar kolaylaştırmış olmasından dolayı savcılıklara yapılan her başvuru kapatılan siteler listesinin uzamasına sebep oluyor. Böylelikle özel TV kuruluşları şifreli maç yayınlarının izlendiği siteleri kapattırmak için bütün Google hizmetlerini sekteye uğratabiliyor, telif hakları savunuculuğunu üstlenmiş müzik yapımcıları birliği klipleri izleniyor-dinleniyor diye belki de satışlarının artmasına, sanatçıların tanınmasına sebep video portallarını, internet radyolarını yasaklatıyor, yurtdışından daha ucuza ürün getirtmek mümkün olduğundan ticaret portalları kapattırılıyor, uçkuruna sahip olamayıp ipliği internet pazarına çıkanlar, lafına sahip olamayanlar, çamur atılanlar, kendini yasa koruyucu görenler, kraldan çok kralcılar da bu kervana katılınca, çoğu zaman arkasına sığınılan yetersiz vergi sistemi ve yargı yolları işin kolayını kelleyi vurmakta buluyor. Kurunun yanında sadece yaşı tutmuyor ateş... Bu kaynakların işin sadece eğlencesi değil eğitimi, kültürü, bilgisi olduğundan habersiz geleceği de yakıyor.

Başka hiçbir yargı yolu kişiye bir dilekçe ile binlerin, milyonların kullandığı hizmetleri engelleme gücünü vermiyor... Bu güç de futursuzca kullanılmaktan geri kalınmıyor.

Avrupa'nın yamacında ciğerci kedisi gibi oturup dururken; ne vaatler verilirse verilsin, ne sözler söylenirse söylensin üzerimize yapışan sansür bandını kaldırmamız mümkün olmayacak. Hep bununla yargılanacağız!

Eğer yüzleşemeyeceğin bir durum içindeysen faaliyetini o alandan çıkarmakta, şapkayı önüne koyup düşünmekte, tartışmakta fayda var. Herkes ulaşacak bilgiye, devir bu... Yok eğer bildiğimi okurum dersen göğüsleyeceksin tepkileri, hukuki yollarla arayacaksın hakkını, müşkül duruma düşürmek için kullanılmışsa internet haklılığını da yayacak...

Keyfen kendi küçük işlerin için kimsenin hakkını gasp etmeyecek, karartmayacak, kolaya kaçıp site kapattırmayacaksın!

Kapak kız(lar)ı #9

Danimarkalı moda fotoğrafçısı Henrik Adamsen'in objektifinden dünya hiç de fena bir yermiş gibi gözükmüyor!

29 Eylül 2010 Çarşamba

Para

Yıl 1607. Shakespeare, Atinalı Timon adlı 5 perdelik tiyatro eserinde altın hakkında aşağıdaki satırları yazar...

"Altının bu kadarı karayı ak, çirkini güzel, yanlışı doğru, soysuzu soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit etmeye yeter de artar bile. Niçin yaptınız bunu tanrılar? Nedir zorunuz? Bilmez olur musunuz ki bununla; rahipleriniz, kullarınız elinizden alınabilir. Sapasağlam insanlar ölüm döşeklerine serilebilir. Bu sarı köle dinleri yıkar da yapar da. Cehennemliği cennetlik eder. İğrenç cüzzamlıları sevdirir insana. Hırsızları baş köşelere oturtup; şanlar, şerefler, alkışlarla senatörler arasına sokar... Seni bütün insanlığın ortak orospusu seni!"

Üstüne daha ne denebilir ki?

28 Eylül 2010 Salı

Ay ay içime kaçtı!

Gandalf Papa'ya karşı

Papa'nın İngiltere ziyaretinde protestocular arasında yer alan Ian McKellen ve içinde bulunduğu grup tişörtleriyle aşılması gereken konularla ilgili bir mesaj veriyorlardı... Gandalf'a ters düşülmez, yoksa topumuzu kurbağaya çevirir!

Hayat kurtaran sütyen

Çernobil nükleer reaktör kazası (1986) üstünde çalışmış Dr. Elena Bodnar'ın, facianın ilk saatinde Iodine-131 soluyarak zarar gören hastaları ucuz gaz maskelerinin kurtarabilecek olması fikrinden yola çıkarak Raphael C Lee ve Sandra Marijan ile birlikte geliştirdiği sütyen Ig Nobel ödüllerinin halk sağlığı kategorisinde ödüle hak kazanmış.
Biyolojik savaş ve terörist saldırılarda da işe yarayacak bu kırmızı sütyen acil durum, emzirme ve askısız kullanma özelliklerinin yanısıra yılbaşılarının da vazgeçilmezi olmaya aday...

23 Eylül 2010 Perşembe

The Easybeats'ten cumaya ufak bir dokunuş

Monday morning feels so bad,
Everybody seems to nag me
Coming tuesday I feel better,
Even my old man looks good,
Wednesday just don't go,
Thursday goes too slow,
I've got Friday on my mind

Chorus

Gonna have fun in the city,
Be with my girl she's so pretty,
She looks fine tonight,
She is out of sight to me,
Tonight....I spend my bread,
Tonight...I lose my head,
Tonight...I got to get tonight
Monday I have Friday on my mind.

Do the five day drag once more,
Know of nothing else that bugs me
More than working for the rich man,
Hey I'll change that scene one day,
Today I might be mad,
Tomorrow I'll be glad,
I've got Friday on my mind,

(Repeat Chorus)

100 büyük müzik insanı tarafından Avustralya'nın gelmiş geçmiş en iyi şarkısı seçilmiş Friday On My Mind... Temiz bir kaydı için burdan, 1967 yıllarına ait klibi için de burdan buyrun lütfen...

19 Eylül 2010 Pazar

Radyo GSC


Layer Cake film müzikleri arasında da yer alan FC Kahuna parçası Hayling, kulaklarımıza 2 satır fısıldıyor...

Don't think about all those things you fear.
Just be glad to be here.

Keyfini çıkarın...

Burada olmanın!

18 Eylül 2010 Cumartesi

Duvardan yanıt

Trafiği yoğun, reklam panosu olmaya aday bir inşaat perdesi üzerine yazılmış "Jeff Lebowski bilinci eksik!" ifadesine aynı yerden verilen yanıt her iki tarafın da konuya hakimiyetini gözler önüne seriyordu... "Pasif mi olalım pezevenk :)"

14 Eylül 2010 Salı

Hayaletler!

Sergey Larenkov'dan "toprak diyerek geçme tanı" tadında bir çalışma...

Yakında!

Yakınlarınızdaki bir PC'de...


Veya oyun konsolunda!

Star Wars propaganda

Favorim bu, S.S. kuralı diyor :) Bu arada propaganda yazarken tereddüt ettim, bir kaç defa tekrarlayınca da anlamını kaybetti. Ama sanırım doğru yazdım, evet... İlgili siteye gir posterleri gör... Darth Vader is watching you...

2 Eylül 2010 Perşembe

Demokrasi gelmiş, hoşgelmiş!

Evvel zaman içinde, demokrasi götürüyoruz diyerek onca yolu gelenler, herkesin her istediğini istediği şekilde yapabildiği bir özgürlükler ortamı (harikalar diyarı) yaratarak, "yedik içtik eh biz artık kalkalım, yolumuz uzun, daha evde de yapacak çok iş var" diyerek evlerinin yolunu tuttular... Ev sahipleri "onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine" diyerek arkalarından uzun uzun el salladılar...