18 Kasım 2010 Perşembe

Dinsizin hakkından imansız gelir

Gerçekte gizli planları, ekonomisi, askeri gücü, doymaz iştahı, teknolojisi, politik yaptırımları, ajanları ve kuklaları ile dünyanın başına bela Amerika, sinemada doğal afetler ve uzaylıların yıkımına uğramadan gün geçiremez...

Belki de izlenen, kanı emilen üçüncü şahsın, 3. dünya ülkesi vatandaşının perdede görmek istediği şeydir. Sonunda kimi zaman kaybeden gibi gözükse de sonuçta kazanan "Amerikan ruhu" olacak, ekonomik kazanımını sağlayacak, gişede zarar eden filmle bile endüstrinin çevresinde yarattığı hareket ile ekonomisine can verecektir.

Kendini vurarak bundan fayda sağlamak tarihte rastlamadığımız bir durum değildir. Amerikan sineması da kendini vuran doğal veya kurgusal felaketlerden para kazanmaya bayılır.

Mayalar'ın yakında miâdı dolacak takvimiyle girilecek foton kuşağıyla mı, Marduk'la veya başka ziyaretçilerle mi, aydınlanma veya kıyametle mi olacak bilmiyorum, İsveçli bilim adamlarının son hesabına göre 28 Ekim 2011 tarihinde birşeyler olmaz ise birçok beklenti boşa çıkacak. Yakında birşeylerin olacağı üzerine yoğunlaşan sinemanın yeni kıyamet filmi senaryoları da bu süreçte peşi sıra vizyona girmeye devam edecek. Kimine göre bu filmler toplumu olacak olana hazırlama görevini üstlenecek, biz sinemanın keyfini çıkaracağız...

Bir başka Johannesburglu yönetmenin kamerasından, küresel bir istilada gene Los Angeles'ı merkez alan  mücadeleyi izleyeceğimiz film de beklediklerimizden biri olacak. Uzaylılar Amerikalılar'a bir kez daha haddini bildirecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder