25 Nisan 2011 Pazartesi

Nefret Yok Edici


1985'ten beri, Almanya ve Avrupa'nın bir kısmında nefreti silmeye, yok etmeye çalışan ve bu uğurda ayda 300 Euro harcayan bir kahraman; Irmela Mensah Schramm.

19 Nisan 2011 Salı

The Judgment Day

Hayırlı "Judgment Day"ler...

Sarah Connor Chronicles'a göre bugün Pasifik saati ile 20:11'de SkyNet devreye alınıyormuş. Gelecek perşembe günü de SkyNet'in insanlara saldırması bekleniyor.

Saklanacak uygun bir yer arayın!

16 Nisan 2011 Cumartesi

Solo Türk


Türk Hava Kuvvetleri'nin kuruluşunun 100. yılı dolayısıyla gösteriler düzenleyecek olan Solo Türk gösteri takımı ilk hava akrobasini 15 Nisan 2011 tarihinde, Ankara Akıncı Hava Üssü'nde sergiledi

Pilotun ve uçağın limitlerde performans sunduğu gösteride F16'ya uygulanan grafik tasarım da dikkat çekiciydi.

15 Nisan 2011 Cuma

Bir ulus, bir rüya, bir AT-AT

Oklahomalı Mike Kohler'in Başkan Obama'ya açık mektubuyla, gerçek boyutlarda, işler bir AT-AT yapma projesi bağış toplamaya başladı.

Kohler'i, Obama'ya tarihte dev bir iz bırakma şansı ile gaz verdiği, birliktelik ruhunu güçlendirip, parlak bir geleceğe umutla yürümeyi amaçlayan projesi için kutluyor, bir imparatorluk (!) aracının gayet yakışacağını düşünüyoruz.

Bundan sonra yıldız destroyeri, hatta ölüm yıldızı yapmazlarsa çok bozuluruz.

Yürü be Amerika!

Peter Jackson'ın zayıflama sırları

Hobbit setinden fotoğrafları gördüğüm ilk anda resimdekinin Peter Jackson'a çok benzeyen bir sanat yönetmeni veya yapım tasarımcısı olduğunu düşünmedim değil. Ama dağınık saçları ve sakalıyla bu adam Peter Jackson'dan başkası olamazdı...

Fazla kilolarından sıkılan ve hamburgeri diyetinden çıkaran Jackson'ın sırrı yoğurt ve müsli ile tanışmakmış dediğine göre. Ona sıkıntı veren gözlüğündeki su damlaları ve tozdan da kurtulmak için bir güzel göz ameliyatı olup gözlükten de kurtulmuş, ohh mis!

Yakında saçlarını da tararsa hiç şaşırmayın.

14 Nisan 2011 Perşembe

Jed Eye Art

Güzellik

Veya duvara tebeşirle çizilen...

Kabus Sürüm 2.0

Küçükken ateşli hastalık geçirdiğimde 3 boyutlu temel cisimlerin evreninde sayıklar bulurdum kendimi. Küplerden oluşmuş labirentler, kürelerin engelindeki çıkmazlar...

Renksiz fakat kenar ayrıtları ile belirli bir dünya kurulurdu rüyalarımda. Dönerek büyüyen, büyüdükçe içinde kaybolduğum sıkıntı anları yaşatırdı bana ateş.

Daha sonra o yılların bilgisayar dergilerinden birinde rastladığım fakat hiç oynamadığım, Porsche araba ödüllü  olduğunu hatırladığım ZX Spectrum oyununun bu rüyalarla benzerliğinin ise beni şaşırtan bir anı olarak hafızamda yer ettiğini biliyorum. Yıl 1985...


Anılarımı tazeleyen bağlantıları elimle koymuş gibi bulmanın şaşkınlığı ile yukarda yazının içine eklerken son kabusumun iki kahramanını da yeri gelmişken takdim etmek isterim; Google ve YouTube!

Nereden, nereye?

Şimdi ve her gün kullandığım bu iki hizmet nasıl olur da gerçek bir kabusa dönüşebilir?

Nereye gitti çocukluğumun renksiz, dev boyutlu cisimleri?

Onun yerini adını Google ile özdeşleştirdiğimiz bir arama motoru ve çevrimiçi video içerik izlediğimiz kaynaklar mı alacaktı? Yoksa rüyalarımı buradan mı arayıp göreceğim artık?

Uyku ile uyanıklık arasında gidip geldiğiniz, bir yandan uyanıklığa çekilirken uykudan kopamadığınız o anlarda en canlı rüyalarınızı benim gibi gözünüzü tekrar kapatıp birkaç saniye daha devam ettirebiliyorsanız, rahatsız edici olsa da bırakamıyorsanız o hayalin ucunu sonunu merak ederek, heyecanla... Finaline yaklaştığınız bir filmi izler veya sayfalarında kaybolduğunuz bir kitabı okur gibi...

Bu sabah olduğu gibi...

Anlatılabilecek fazla birşey olmayan, fakat yeter diyerek uyanmak istediğim minimal kabusumda, Johnny Mnemonic gibi beynine aşırı veri depolamaya çalışan biri veya kısa devre yapmış yükleme portuna bağlı bir robot gibi hareketsiz, zihninde çakan görüntülerden rahatsız biriydim.

Bu sefer hasta değildim fakat çok sık görmediğim sıkıntılı bir rüyanın içindeydim.

Sürekli kelimeler girdiğim ama istediğim sonuçlara ulaşamadığım, yıldırım hızında yenilenen milyonlarca arama kutucuğu ve binlerce videonun bir anda ancak takılarak, ön bellekleme sırasında dönüp duran simgenin hipnozu altındaki zihnime videolardan çakan karelerle yaşattığı görsel bombadırman ile bitmeyecekmiş gibi geçen saniyeler...

Kabus sürüm 2.0...

Bir kabloya bağlı olmadığım için şanslı olduğumu hissederek uyandığımda ise güzel bir Nisan sabahıydı.

13 Nisan 2011 Çarşamba

Calgonit Finish'i gördü

Gözüm ecza dolabında bir kutunun yan yüzündeki isme takıldığında Calgonit ismi çoktan tarih olmuştu... O isim; ilaç, temizlik malzemesi, kişisel bakım ürünleri üreten dünya devi kimya şirketi Reckitt Benckiser'di.

Vanish, Cillit Bang, Durex, Nurofen, Strepsils, Veet, Gaviscon, Air Vick...

İngiliz Reckitt&Colman ile Alman Benckiser'in 1999'daki evliliği ile doğan, merkezi İngiltere'deki şirketin cirosu, kârı, hisse değeri veya diktiği ağaçların yanı sıra çevreyi nasıl kirlettiği değil şu an ilgilendiğimiz konu. Konu; RB'nin çok bilinir bulaşık makinesi ürünleri Calgonit markasını Finish olarak değiştirmesinin reklam sektörüne göre riskli bir tazelenme, yeniden konumlandırma olduğu mu, yoksa kendi açıklamalarıyla küresel çapta başlatılan bir sürecin sonucu olarak Türk pazarında küresel marka ile yer alma kararının uygulaması olduğudur gerçekten?

Türkiye'de marka değişimi yaşanır, basılı medya ve televizyon kanallarında eski güvenilir kalitenin yeni markası lanse edilirken Adıyamanlı Mehmet Öztürk'ün açtığı davanın bu sürece denk gelmesi gözden kaçan bir ayrıntıdır. Mehmet Öztürk'ün Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Adıyaman temsilcisi olması da öyle...

Görevinin yanı sıra dikkatli bir tüketici olan Mehmet Bey aldığı 1 Kg'lık Calgonit marka kireç önleyicinin eksik gramajda olduğunu fark eder, 1000 gr'lık ambalaj tartıda 630 gr. gelmektedir. Bunun üzerine aynı üründen birkaç tane daha alır ve tartar, sonuç yüzde 20 ila 35 arasında değişen eksik ağırlıktır. Tespit, toplama ve üretimin durdurulması istemiyle yargıya taşınan konu, bilirkişi çalışmaları ve 1 yıldan süren mahkemeden sonra Calgonit marka ayıplı ürünlerin piyasadan toplanması ve 3 ay süre ile üretimin durdurulması kararıyla sonuçlanır.


Ülkemizde denetim eksikliğinden faydalanarak, eksik dolumlu ürünleri piyasaya sürerek haksız kazanç sağlayan ve yüksek teknolojiye sahip dolum tesislerinin olmadığı düşünülemiyecek firmanın marka değişimi işte bu mahkeme sürecinde gerçekleşmiş, Calgonit bu sırada çoktan finişi görmüş, yeni marka ile engel, yasak, mahkeme kararı dinlemeden raflardaki yerini almıştır.

Ne tesadüf!