18 Nisan 2012 Çarşamba

Tarantino alttan alır


David


Sinema girişlerinde lobi kartlarına daldığımız günler vardı. Filmlerden, setlerden karelerin yer aldığı büyük boy basılmış fotoğraflara...

Okul çıkışlarında veya okulun kırıldığı günlerde filme girmesek bile yolu sinemaya denk getirip gelecek programın lobi kartlarına bakardık.

Lobi kartlarının bulunduğu yerlerin en güzellerinden biri Osmanbey Site Sineması girişindeydi. Ortada duran bilet gişesinin arkasında, bulunduğu pasajın arka duvarı boyunca uzanan, sürgülü camlı, floresan aydınlatmalı, metrelerce bir mağbet. Sinemaya çıkan spiral merdivenlerin arkasına kadar uzanan en az 30 metre bu mağbet önce hızlı sonra yavaş ve son kat cila olarak hızlı olmak üzere 3 kere tavaf edilirdi. Tamam çevresinde dönülmüyordu ama bu ritüel manevi hazlar taşıyordu...

Filmlerin öyle dünya ile Avrupa ile eş zamanlı gelmediği zamanlardı henüz, resimlerine baktığımız filmler bir yıl sonra vizyona girebiliyor, bazen hiç vizyona girmeden kayboluyordu.

Başka virale ihtiyacımız olmayan günlerdi, virüsü almıştık zaten.

Genellikle dönemin AVM'leri büyük pasajlardaydı sinemalar, o pasajların alt katlarında. Merdivenleri inildikçe ısının düştüğü, rutubet kokusunun arttığı, seslerin azaldığı, karanlığın başladığı pasajlar. İki şey aydınlatırdı yolunuzu, teşrifatçının feneri ile perdeye düşen o ışık. Salonun karanlığını boydan boya yararak geçen ışık huzmesi havada dans edip perdede hayat buluyordu.

Perdeleri vardı sinema salonlarının, sinema perdesi değil kalın kadife perdeler. Saygıyla açılırdı bilge kitabın cilt kapağı gibi. Lobi kartları da, perde de yok, perdenin açılmasıyla kaybedilecek zamana tahammül de...

Şimdi viraller ile yaşıyoruz. Alacağınız spor ayakkabı, yiyeceğiniz hamburger, gideceğiniz film için virale ihtiyaç var. Önceden hazırlanmalısınız ki gördüğünüz yerde zaman kaybetmeden tüketin. Viralin ne kadar güçlü ise bünyeye de bütçeye etkisi de o kadar iyi.

Viralle tadı kaçan hayatı yaşamak zorunda olan ise ben.

Peki daha filmi izlemeden kendini ifşa eden David, sibernetik beyninle bir cevabın olacak mı bu soruna?

12 Nisan 2012 Perşembe

Yuri geceniz mübarek olsun


1961 senesinde, Klushino'lu bir Rus genci, tenekeden yapılmış bir kapsüle binerek 74 dakikalık bir yolculuğa çıktı...

4 Nisan 2012 Çarşamba

Hoşgeldin Bebek

Hoş geldin bebek yaşama sırası sende,
Senin yolunu gözlüyor
Kuş palazı, boğmaca, kara çiçek, sıtma, yürek enfarktı, kanser filan,
İşsizlik açlık falan...

Hoş geldin bebek yaşama sırası sende,
Senin yolunu gözlüyor,
Tren kazası, uçak kazası, iş kazası, yer depremi, kuraklık filan,
Karasevda, karasevda, karasevda, ayyaşlık falan…

Hoş geldin bebek yaşama sırası sende,
Senin yolunu gözlüyor,
Hapishane kapısı, hapishane kapısı, polis copu filan,
Senin yolunu gözlüyor,
Sosyalizm sosyalizm falan…

Hoş geldin bebek yaşama sırası sende...

Nazım, 10 Eylül 1961, Laypzig