28 Eylül 2013 Cumartesi

The Fallen 9000


İngiliz sanatçılar Jamie Wardley ve Andy Moss, 60 kişilik gönüllü grubuyla başlayan ve haberin yayılmasıyla yerel halktan 500 kişilik katılımla devam eden, The Fallen 9000 enstelasyonunda şablon ve tırmıklarla oluşturdukları silüetlerle 6 Haziran 1944'te Normandiya Çıkarması'nda hayatını kaybedenleri andılar.

25 Eylül 2013 Çarşamba

Hostages


Homeland'dan sonra İsrail'den doğrudan ithal yeni bir politik, casusluk, gerilim türünden bir anti kahraman dizisi daha.

Aha buraya yazıyorum, kötü adam ikinci sezonda aslında iyi adam çıkacak.

24 Eylül 2013 Salı

Geek olmanın 50 kuralı

Ben 11 maddeyi biliyorum kimler ne kadar biliyor acaba? Haydi görelim. Yorumları bekliyorum bu geek testi etkileşimsiz kalmasın!


21 Eylül 2013 Cumartesi

Cuma'ya müzik


Her ne kadar saatlerimiz Cuma'dan Cumartesi'ne geçmiş gösterse de zamanı, Cumalar için...

20 Eylül 2013 Cuma

Değişik şeyler çizdiren site

Hayalgücünüze bağlı olarak aşağıdaki resimden çok daha iyilerini oluşturabileceğiniz değişik bir çalışma. Fazla söze gerek yok buradan çizmeye başlayın. Fon müziği de sizi her türlü havaya sokmak için özenle seçilmiş...


Neden Batman

Batman Forever


18 Eylül 2013 Çarşamba

Toplama cep telefonu

İlk duyduğumda kulağıma çok hoş gelmişti. Aşağıdaki videoyu izleyince daha da hoşuma gitti. Kendi isteklerinize göre, size hitap edecek bir cep telefonu... Kalıpların dışında, size de hoş geldi değil mi? Düşünün telefonunuzda wi-fi sorunu yaşadınız, bu sorunu bir kutu değiştirerek aşabilirsiniz. Belki de şarja ihtiyaç duyanlardansanız, o zaman da yapmanız gereken daha büyük bir şarj kutusu yerleştirmeniz. Öyleyse bu tasarımcımızı desteklememiz gerekir değil mi?



17 Eylül 2013 Salı

11 Eylül 2013 Çarşamba

Karşı pencereden

11 Eylül'e karşı pencereden bakan iki film... 2002 yapımı olsa da tekrar tekrar izlenmesi gerekli. Ken Loach ve Sean Penn'den, iyi seyirler.





10 Eylül 2013 Salı

Afganistan



Afganistan'da tepelerin arkasından güneşin yükseldiğini hiç görmedik biz, gökkuşağı bile çıkıyormuş bozkırlarında... Oysa biz o tepelerin ardından sadece ansızın çıkan Rus helikopterleri bilirdik.

Dünyanın kördüğüm olduğu noktaydı belki de o topraklar.

Savaştan başka hiçbir şey görmemiş kimi gözlerdeki umutsuzluk, "bu bir çark ve dönüp dolaşıp geldiğin nokta aynı" derken, çocuklar o çarktaki dönmedolabın içinde dünyaya hala gülen gözlerle bakabiliyorlarmış...

Ve hala kiraz ağaçları pembe pembe çiçek açabiliyor, çocuklar dünyayı umursamadan sokaklarda top oynayıp, bombaların geldiği gökyüzüne inat uçurtma uçurabiliyorlarmış...

6 Eylül 2013 Cuma

Triumph Spitfire


Motosikletlerini bildiğimiz Triumph'un otomobili de varmış. Aslına bakarsanız 1885'ten 1984'e kadar bir çok otomobil üreten İngiliz firmasıymış. 1984'te Triumph Motor Co. satılarak Triumph  Motorcycles Ltd. olarak 1985'te kurulmuş, Triumph böylelikle Alman markası olup BMW'nin altında yer almakta. Ben de; Triumph İngiliz firması adamlara motosiklette 4 silindir bile fazla geliyor, 3 silindirli motorlar geliştiriyorlar derdim. Nitekim artık Alman firması olsa da hala İngiliz kafası yaşıyorlar.

Geçen gün yolda gördüğümüz, dikkatimizi çekip ve bu yazıyı yazmama sebep olan cüce otomobil oldukça ilginç. Cüce diyorum çünkü 1,90'lık birisinin ancak bel seviyesinde. O bir Triumph Spitfire Mark IV. Sevecen cana yakın teriyer gibi bir araba. Sanki tilki yuvasına dalıp tilki avlayacakmış gibi...

Üretimi 1962'den 1980'e kadar sürmüş. Bu süreçte 5 nesil olarak üretilmiş;
  • Triumph Spitfire 4 (Mark 1): 1147 cc sıralı 4 silindir 1962-1964 arasında 45,753 adet
  • Triumph Spitfire 4 Mark 2: 1147 cc sıralı 4 silindir 1964-1967 arasında 37,409 adet
  • Triumph Spitfire Mark 3: 1296 cc sıralı 4 silindir 1967-1970 arasında 65,320 adet
  • Triumph Spitfire Mark IV: 1296 cc sıralı 4 silindir 1970–1974 arasında 70,021 adet
  • Triumph Spitfire 1500: 1493 cc sıralı 4 silindir 1974-1980 arasında 95,829 adet

1 askerin 3 hali


Savaştan önce, savaş sırasında ve savaştan sonra...

Fotoğrafçı Lalage Snow'un Afganistan, Kabil'de 8 aylığına göreve gidecek İngiliz askerlerin, göreve gitmeden önce, görev sırasında ve sonrasında resimlerini çekerek psikolojilerini yansıttığı bir fotoğraf çalışması. Gerçekten de gözler çok şey ifade ediyor. Solgun durgun olan gözler canlanmış ama bir o kadar da sinirli, capcanlı bakan gözler ise durgun, solgun belki de bıkmış ve üzgün. Lafı uzatmadan fotoğraflara bırakıyorum...

*Benim de arkadaşım Kabil'de görev yaptı, tek sıkıntısı internet paketinin yetmemesiydi! Bu adamlar Kabil'de ne yaşamış, onlara ne yaptırmışlar orasını bilmek güç. Afganistan'da görev yapan Türk birlikleri ne kadar rahat ise İngiliz ya da Amerikan birlikleri o kadar sıkıntılıymış. "Çünkü biz sokakta halkın arasında gezebilirdik ama onlar mermilerle dövülmüş zırhlı araçlarından inmezlerdi" demişti bu arkadaşım. Aynı kışlada görev yapmış bir uzman çavuş da oradaki halinden memnundu. Sosyal hayat olmasa da iyi para veriyorlar düşüncesiyle...

5 Eylül 2013 Perşembe

Kahve ofis yazılım üçlüsü


Yeni işimde neredeyse 5. ayım dolmak üzere. Hala yeni bardağımda kahvenin ayarını tutturamadım.

GSC'ye beni bulaştıran bir önceki işimde, ofisimde standart plastik bardaktaki sıradan kahve ve süt tozu ile hazırladığım kahvenin ayarını sonunda tutturdum ama sadece ayarı... Tutmayan ise o ofisin tadı, kokusu, rengi... İlk günlerde arka çaprazımda Ülkü ve Cetus vardı, onların sağında Utopia tüm gizemi ve 21" monitörü ve "hani benim kahvem", "bitti mi?" sözleri ile -daha sonralardan etrafında tütün ve sigaralıklarla çevrelenmiş halde- orada durmaktaydı.

Sanki tarih öncesi devirlerden beri orada oyun yazmayı hayal ediyordu. Benim solumda aramızda biraz mesafe ile Mülteci oturmaktaydı. Durun bi'dakka ilk günlerde Ülkü ile Cetus yan yana değildi! N'eyse o karanlık loş ortam, o çalışma ortamı hiç bir yerde yok, olmayacakta! Orada çok anım var gülümseleyerek hatırladığım. Orada çok yaşanmışlıklarım var keşke kıymetini bilseydim dediğim.

TEKNOmart'ın yazılım ekibinin 2. ofis döneminde ortam biraz değişmiş. Gereksiz kişiler gelmiş, gitmiş... Cetus'suz, Mülteci'siz günler vardı. Işık vardı ama eski ofise nazaran aydınlık farkı yoktu. Bir de kahve karıştıracağımız vardı. Bira gibi köpüklü kahveler! Ah nerede o eski kahveler.

Anılara dair yazmaya belki devam edebilirim, biliyorum ben yazdıkça john.doe peşimden editörlük yapmak zorunda kalıyor. Güzel de yazamıyorum. Okunuyor mu onu da bilmiyorum, bildiğim şu ki; GSC ailesi iyi ki var iyi ki tanıdım onları. Bunları bana hatırlatan kahve de çoktan bitti bardak soğudu. Dostluklarımızın sonu kahveye benzemesin dileğiyle GSC.

4 Eylül 2013 Çarşamba

Telefonun yaşantımızdaki yeri

Teknolojiye boğulduğumuzu, teknolojinin bize kazandıklarına karşılık kaybettirdiklerini gösteren, fazla söz içermeyen bir kısa film...

3 Eylül 2013 Salı

Ofisteki Vasili

Küçükken plastik boruları keser, elektrik bantlarıyla birbirlerine yapıştırır, mahalledeki en büyük ve en güzel tüfeği yaptığımıza inanırdık. Gazetelerden özenle yaptığımız mermileri, filmlerden öğrendiğimiz şekilde, son bir kez dilimizle ıslatıp yerleştirirdik namluya. Nefesi kuvvetli olmak şarttı.

Sonra okullu olduk. Okula sokamadık tüfeklerimizi ama 0.5'lerimiz vardı. 4 yiv 4 set değillerdi belki ama ajan silahları gibiydiler, küçük ve etkili... En iyisi Bic marka tükenmezlerdi. Tüftüf derdik. Öyle uzun uzun gazete sayfalarını sarmamıza da gerek yoktu. Küçük ama iyice buruşturulmuş kağıt parçacıklarıydı mermiler.

Sonra dünya değişti. Teknoloji geldi, mertlik bozuldu. "İnsafsız" hava araçlarının gökleri kapladığı ve bir kıtadan başka bir kıtayı masa başından vurmaya başladığı çağda insanların, büyümüş ama hala içindeki çocuğu yaşatan bizlerin de ofislerimizde kalemlerimizin içlerini çıkarıp, raporların sunumların olduğu sayfaların uçlarından koparıp koparıp mermi yapmamız beklenemezdi ama hepimizin çalışırken ensesinden vurmak istediği birileri vardı ve işte o gün geldi.

Tek yapmanız gereken her iyi nişancının yapması gerektiği gibi kendinizi belli etmemek, silahınızı kamufle etmek ve dürbün yansımasına dikkat etmek! Tabii klimaya yakın oturanlar rüzgarı da hesaplarına katmak zorundalar...


USB bağlantılı BB Gun'ınızı iyice kamufle ettiğinize ve hedefinizin masasına gelip gidiş saatlerine, ne zaman oturup ne zaman kalktığından emin olduğunuz anda da hazırsınızdır. Artık sakızınızı çıkarıp ekranınızın köşesine yapıştırma vaktidir. Nefesinizi tutun ve sanki o çok önemli raporu, çizimi ya da araştırmayı yapıyormuşsunuz gibi istifinizi hiç bozmadan BB Gun'ın hemen üzerindeki kamerası sayesinde ekranda beliren hedefinize odaklanın ve ateş edin.


Hedefiniz acıyı hissettiği anda, bir an için nereden geldiğini anlamaya çalışacak olsa da gözünüzü ekrandan ayırmayın, şimdi bulunduğunuz yeri iz bırakmadan terk etme vakti. Ekrandaki pencereleri kapatın, parmağınızı fareden yavaşça kaldırın, BB Gun'ı USD'den çıkarıp çantanıza yerleştirin. Çayınız bitmiştir mutlaka artık mutfağa gidebilirsiniz.

Bu arada... Ekrandaki sakızı unuttunuz!

Model araçlar ve yurt dışı siparişleri


Görseldeki 1/10 Maverick Strada Evo XB'ye sahibim. Kendisini hepsiburada'dan almak yerine Top Models'den aldım, fiyatlar aynı. Alımda güler yüz var mı var, ya sonra? 15. gününde bozulan araçta hak talep ettim kovuldum, hakaret yedim. Git kardeşim hepsiburada gibi büyük firmayı daha zengin etmeyeyim diyerek böyle esnaflıktan bi'haber adamlara para kaptırma. Git sermayeyi destekle! Yapacak bir şey yok.

Konumuza gelince hadi yurt içinden aldın bu aleti pil mi lazım, şarj aleti, yedek parça mı? Korkma hobbyking'den al. Müthiş hızlı gönderi. İnan hepsiburada'dan hızlı tedarik ediyor. Kargolar yurdumun kargosundan daha az ücret talep ediyor -webden al klavyeyi bana İstanbul içinde 10 liraya gönderdi bu adamlar Honkong'dan aynı paraya gönderebiliyor- gümrükte sıkıntı çıkmaz, PTT  de dağıtıma takılmaz ise eline ulaşıyor. Herşey çok güzel de küçük bir sorun var!

Siparişlerin gümrüğe takılması durumu değeri 75 Avro'yu geçerse ve ürün grubuna göre değişir (telefon vb.). 75 Avro'yu geçip gümrüğe takılmamış ürün de var, altında olupta takılan da... Nedeni ise kutuda fatura dahi olsa gümrükçülerin fiyatın/ederin 75 Avro olup olmadığına inanmaları.

23.08.2013 20:30 civarında gümrükten geçip torbaya eklenen postam (1.5 kg altı küçük paket) PTT'nin kargo takip sisteminde görünüyordu, aradan bir hafta geçti ben kıllandım. Gittim PTT Topkapı Uluslararası Posta İşleme Müdürlüğü'ne (30.08.2013), aksilik bu ya taşınmış! Yeni konumu yazı sonunda belirteceğim. Kargonuzun webdeki durumunu görünce herhangi bir PTT şubesinden sorgulatın ben bakamıyorum diyen ile uğraşmayın bilen bir şube arayın. Sorgulatma sonucu Beşiktaş dağıtımda olduğunu öğrendim. Gittim 4. Levent PTT şubesinin arka tarafından yukarı çıkmak suretiyle ulaşılan Beşiktaş bölgesi dağıtımın Şişli kısımına. Ortalık karışık adamlar kendileri bile zor buluyor kargoyu dolapta arıyolar küçük küçük kutulara bakıp -abi o boyutta değildir benim kargo şu üstteki ile aynı boydadır dedim ki o kutu benimmiş- sonunda aldım kargomu attım imzamı anında web'de ki bilgi güncellendi. Demek ki şube gelen kargoları PTT içi kargo durumunu ayrı giriyor, o yüzden personelde uğraşmıyor.

*PTT Uluslararası Posta İşleme Müdürlüğü adresi: Aykosan Sanayi Sitesi, Bedrettin Dalan Caddesi - İkitelli (numaraya gerek yok PTT'ye telefonla ulaşabilen yoktur)

*İnternetten kargo takipte kargo torbaya eklendi dedi ise PTT'nin standar yurtiçi ulaşım süresinde dağıtım şubesine ulaşır.

*Dağıtım şubelerini arayıp kargo hakkında bilgi alabilir ve kendiniz teslim alabilirsiniz.

*75 Avro altı gümrüğe takılmış siparişlerin teslimi için 2 adet sipariş sayfasının çıktısı, 2 adet kredi kartı ekstre çıktısı isterler. Paşa paşa alırsın.

2 Eylül 2013 Pazartesi

1 Eylül 2013 Pazar

Franz Ferdinand Love Illumination Empty Space

La Blogothèque & Converse yapımcılığı ile "Empty Space" serisi dahilinde Paris, Hotel de Crillon'da çekilen Franz Ferdinand'ın Love Illumination parçasının canlı performansı...

Projenin diğer videolarını YouTube kanalında bulabilirsiniz.