20 Şubat 2015 Cuma

Yüksek şatodaki adam


Philip K. Dick'in 1962 tarihli, Hugo ödüllü "the Man in the High Castle" bilim kurgu romanından aynı isimle Amazon tarafından uyarlanan, yapımcıları arasında Ridley Scott'un bulunduğu televizyon dizisi yayınlanan pilot bölümüyle her ne kadar iyi eleştiriler almasa da kitabı ve bu distopyayı tekrar hatırlatıyor.


1992'de Robert Harris'in yazdığı, 1994'te çekilen televizyon filminde başrolünü Rutger Hauer'in oynadığı Fatherland'te de 2. Dünya Savaşı'ndan galip çıkan Almanya konu edilmiş, K. Dick'in kitabındaki gibi dünyaya, hatta uzay kolonilerine yayılmadan Avrupa genelinde büyüyen (!) Almanya'nın Amerika ilişkileri ile ilgili işlenen siyasi bir cinayet üzerinden hikaye kurgulanmıştı.

Burada Polonyalı yazar ve tarihçi Piotr Zychowics'in 2012'de yayınlanan Pact Ribbentrop - Beck adlı kurgu tarih kitabından da bahsedebiliriz; kitapta Almanya ile beraber Rusya'ya giren ve sonra Almanya'yı da arkadan vurarak büyük bir güç olan Polonya'nın hikayesi anlatılır. Pek düşünülmeyen ve kayda değer bir kırılma noktası...

Bu kitaplar her ne kadar dünyayı istila etmeye, sömürmeye, postalları altında ezmeye çalışan Nazi Almanyası üzerinden gelecek distopyaları kurgulasalar da, o kötüyü yenip dünyanın kurtarıcısı olanların da indirme birlikleri, kamera gözetleme, dinleme sistemleri, toplama kampları, ev baskınları, uçan karakolları, havadan ölüm yağdıran robotları ile bir ütopya düşüncesi yaratmadığı ortada!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder